EN KUTLU DOĞUM


İnsanlığın; karanlıkta zirve yaptığı zamanlardı; adalet güçlünün elinde, güçlü ne söylerde kanun kabul edilirdi.

Karanlıkta o kadar medenileşmişlerdi ki kız çocuklarını  diri diri gömme “erdemine” ulaşmışlar, kadın adeta bir eşyadan farksızdı,  kız çocuğu doğduğunda babası adeta yerin dibine geçmiş gibi oluyordu…

Güçlü suç işlediğinde affetmek için bin bir dereden su getirilir, güçsüz suç işlediğinden bire bin katarak en ağır cezaya çaptırıldı..

Ticaret ;üç beş kişinin elinde, istediği mal ve hizmeti istediği gibi fiyatlandırabiliyordu ve bugünkü teröstler gibi kendileri dışında kimseye ticaret yapma imkanı vermiyorlardı..

Eğitim yok derecesine azdı ve özellikle cehalet isteniyordu ki  insanlar rahat yönlendirile bilsin ve istenilen düşünceleri daha rahat kabul ettirsinler diye…

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

Reklamlar

TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA SİSTEMİ


20120908-210757.jpg

Sadece Düşünen Değil Yapan Kazanır


Düşünen değil yapan Kazanır
Düşünen değil yapan Kazanır

seni çok seviyorum DOSTUM :)))


seni çok seviyorum DOSTUM :)))

Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama basit bir sanatı unuttuk; İNSAN gibi YAŞAMAYI… Biliyor musun BU HAFTA DÜNYA DOSTLAR HAFTASI, bu mesajı sevdiğin dostlarına gönder; eğer BENDE SENİN Yakın dostunsam bana da yolla. Bunu arkadaşlarına gönder, bakalım kaç Cevap gelecek, eğer 7’den fazlaysa çookkk sevilen birisisin demektir…

.

Dostluk Sabah öperek uyandırmaktır…

Aynı dala tutunmaktır kimi zaman

aynı bisikleti sürmektir. Ayağınız yetişmese bile…

Dans etmektir kolkala…

küçük hediyeler almaktır…

ve Kimi zaman aynı kalbi paylaşmaktır..

Öpmektir onu doyasıya

Ve bunu söyleyebilmektir

‘Dostlugun en büyük Armağan Bana’

ARKADAŞ ile DOST KAVRAMI

Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır,
Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır.
Arkadaş senin ağladığını görmez,
Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır.
Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir,
Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider.
Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur,
Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için,
Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür,
Dost ise tekrar arar.
Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister,
Dost ise her zaman senin arkandadır.
Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir,
Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder.
Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar,
Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır.
Arkadaş sizi ikinci görmek ister,
Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar
Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır,
Dost sıkıntınız olduğunda size koşar,
Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız,
Dostlarınız size huzur vermeye çalışır.
Arkadaş bu mesajı okur ve siler,
Dost okur ve dostlarına yollar

Kaynak: Selin AYDOĞDU

Mutluluğun Sırrı


Bir kere şu ortaya çıktı: Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece ‘daha zenginlerin’, ‘daha az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ‘üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar ‘mutluluk’ konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir mutluluk getirmiyor.
Peki, kim, niye mutlu oluyor? Time dergisinin son sayısı, birçok bilim adamının bu konuda yaptığı araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor. Mutluluk, bizim sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil!
Para? Hiç alakası yok!
Eğitim? Hiç etkisi yok!
Zekâ? Aynı şekilde!
Gençlik? Bilakis! Yaşlıların hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az meyilli oldukları kanıtlanmış!
Evlilik? Araştırmalara göre, evli insanlar bekârlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya meyilli insanların evlilikleri daha kolay yürütmesiyle ilgili olabilir!
Güneşli havalar? Hayır! Amerika’nın bol yağmurlu bölgelerinde yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış!
O zaman insanları mutlu eden ne?
Bulgulara göre dini inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve daha iyimser oluyorlarmış.
Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış! Ahbapları, dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülü bulmuşlar.

Bu arada, mutlu olmak için bir grup psikoloğun kullandığı ‘gün inşa etme’ metodundan bahsetmek lazım. Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını hatırlayıp, bu aktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye kadar işaretliyorlar. Bu test 900 kişide uygulanıyor. Sonuçlar ilginç…

En çok mutluluk veren aktiviteler, arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme… Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor. Tuhaf ama ‘çocuklarla ilgilenmek’ listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde yer alıyor! Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç! Demek ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor! Ancak, günlük hayatta insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş! Sürekli şikayet ettiğiniz stresli işiniz, hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin.
Psikologların bu konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da: ‘Sonların gücü’! Sözgelimi, sizi çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü hatırlıyorsunuz!
Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, biraz acılı bir muayene metodu. Bir grup hastaya standart kolonoskopi yapılmış. Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60 saniye hareketsiz bırakılmış. Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiği için, ikinci gruptaki hastalar, uygulamayı, ilk gruba göre daha az rahatsız edici bulmuşlar!
Peki, herkes mutlu olabilir mi? 1996’da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye mehili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın bir noktaya dönebiliyor!

Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var:
Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak! Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor; Kaliforniya Üniversitesi’nin araştırmasına göre fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor! İyilik yapmak, sözgelimi düzenli olarak bir huzurevini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor!
Ne para, ne aşk, ne güneş, ne gençlik. Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle. O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler… Psikologlar yine bize anaokulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar:
Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!

BİR İLİŞKİDE ZORLUĞU AŞMAK İSTEDİĞİNİZDE


 Eğer (-.+) pozisyonu ile başlarsanız, görüşme başladığında diğerinin daha iyi olduğunu zanneder “benim için çok güçlü, çok zeki” dersiniz.

 Eğer (+.-) pozisyonu ile başlarsanız: Kendinizi çok güçlü, diğerini zayıf ve hatalı bulup görüşmeye değer vermez, onun çekilip gitmesini istersiniz.

 Eğer (-.-) pozisyonu ile başlarsanız: Durumun düzeleceğine inanmazsınız. Bu durumu düzeltmeye ne sizin ne de diğerinin gücü yoktur. Boşverir ve bırakırsınız.

 Eğer (+.+) pozisyonu ile başlarsanız: Bu sorunu çözersiniz. Çünkü hem sizin hem de diğerinin değeri olduğunu kabul edersiniz. Sadece problemi çözmek istersiniz.

ZORLUKLAR KARŞISINDA (+.+) POZİSYONUNDA KALMAK ÖNEMLİDİR.

YAŞAM POZİSYONU TABLOSU

ETKİN/EMPATİK DİNLEME NE ZAMAN YAPILMALI



ETKİN/EMPATİK DİNLEME NE ZAMAN YAPILMALI

1. İLİŞKİDE GÜVENİ GELİŞTİRMEK VE KARŞINIZDAKİNİ ÖNEMSEDİĞİNİZİ GÖSTERMEK İSTEDİĞİNİZDE
2. KARŞINIZDAKİ İNSANIN DUYGULARINI ANLAMAYA ÇALIŞTIĞINIZDA VEYA O KİŞİNİNİ KENDİ KENDİNİNDE NE SÖYLEMEYE ÇALIŞTIĞINI BİLMEDİĞİ DURUMLARDA
3. KARŞINIZDAKİNİN NE SÖYLEMEYE ÇALIŞTIĞINI ANLAMAYA ÇALIŞTIĞINIZDA VEYA O KİŞİNİN KENDİ KENDİNİNDE NE SÖYLEMEYE ÇALIŞTIĞINI BİLMEDİĞİ DURUMLARDA
4. KARŞINIZDAKİ İNSANI DAHA YAKINDAN TANIMAYA ÇALIŞTIĞIMIZDA
5. KARŞIMIZDAKİ İNSANLA FİKİR AYRILIĞINIZ VARSA
6. KARŞINIZDAKİ İNSANA NE DİYECEĞİNİZİ BİLEMEDİĞİNİZ ANCAK İLETİŞİMİ SÜRDÜRMEK İSTEDİĞİNİZ DURUMLARDA

ETKİN/EMPATİK DİNLEME NE ZAMAN YAPILMAMALI

1. KARŞIMIZDAKİ İNSAN BİLGİ İSTEDİĞİNDE
2. KARŞIMIZDAKİ KİŞİ SALDIRGAN, BAŞTAN ÇIKARICI VEYA SİZİ KULLANMAYA ÇALIŞAN BİRİ İSE
3. KARŞINIZDAKİ KİŞİ SİZİ KONUŞMADAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞTIĞINDA
4. GERÇEKLE BAĞI KOPMUŞ İSE (İNTİHARA TEŞEBBÜS SIRASINDA. SARHOŞ. DEPRESYONDA)
5. EĞER O KİŞİNİN DUYGULARI VE KONUNUN İÇERİĞİ HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ SAĞLAMIYORSA

ETKİN/EMPATİK DİNLEME YANLIŞLARI

1. PAPAĞANLIK
2. SADECE İÇERİKTEN BAHSEDİP DUYGULARI YOKSAYMAK
3. BASİT TAVSİYELERDE BULUNMAK
4. BEDEN DİLİNİ İYİ KULLANMAMAK
5. SORUNU KENDİNİZE ÇEVİRMEK
6. İLETİŞİM ENGELLERİNİ KULLANMAK (ÖZELLİKLE: ELEŞTİRİ. ÖNERİ. ŞAKA YAPMA. HAFİFE ALMA)
7. NASIL VE NE SORULARI YERİNE NİÇİN SORUSUNU SORMAK